Gitarla tanışma hikayeniz nedir? Berke Hatipoğlu’nu gitara çeken şey neydi?
Babam gitar çalar, müziğe de çok düşkündür. Gitar çalmaya başlamam, dinlediğim müzikler hep ondan etkilenerek oldu. 14 yaşımdayken bir şarkıdan etkilenerek gitar çalmaya karar verdim. Babam da dolaptan eski gitarını indirip bana verdi, ona yeni teller taktık falan. Sonra akorları gösterdi bana, ben biraz çalabilir hale gelince de beraber çalmaya başladık. Babam saatlerce sabırla eşlik ederdi, ben üzerine solo çalmaya çalışırdım doğaçlama. Şimdi düşününce çok büyük etkisi ve katkısı oldu o dönemin müzikal olarak bana. Daha sonra elektrik gitar çalmaya başlayınca başka dersler de aldım ama babamla birlikte çaldığım süreç hepsinden daha çok şey kattı bana.
Gitara başlarken düşlediğiniz gitar hangisiydi? Gelecekte ona sahip oldunuz mu?
O düşler hiç bitmez. Birini alırım başkasını düşlemeye başlarım. Bir sürü gitarım var ama hala kafamda birşeyler var. Telecaster lar her zaman çekmiştir beni, özellikle benim alıp çaldığım zamanlarda bu kadar yaygın değildi, arkadaşlarım sormuştu niye bunu aldın diye. Şimdi herkes de var bir tane.
Gitarist kimliğiniz dışında aynı zamanda mimarlık hatta öğretim görevlisi kimliğiniz de var. Bu iki birbirine zıt işi yürütmek sizi yormuyor mu?
Aslında hepsi yaratıcı alanlar ortak olarak. Mimarlık, müzik, gitar . Animasyon,3d ve Grafikle de çok içiçeyim, Redd’in konser görsellerini, bazen albüm kartonetlerini yapıyorum. Sinemaya çok ilgi duyuyorum, birşeyler çekmek istiyorum. Hepsi bir aslında. Zıt değiller tam tersine aynı şeyler. Birşeyler yaratıyorsunuz, çalıştığınız zemini değiştirmek çok tetikleyici ve tazeliyici bir unsur.
Akustik gitar mı yoksa elektro gitar mı sizi heyecanlandırıyor?
Bir kıyaslama yapamam, ikisi de heyecanlandırıyor. Gitar da olması şart değil, softcore da mandolin çaldım o da heyecan vericiydi. Hatta benim de çalmam şart değil, Yuri falan filan’ın yeni halinde saksafon çaldı hepsinden daha çok heyecan vericiydi benim için.
Redd olarak bir çok akustik konser verdiniz evet millet olarak akustik konseptleri çok seviyoruz. Peki siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Gelecekte alternatif albümlerin yerini akustik albümler alır mı?
Sanmıyorum. Zamanında batı tarafından Sert unsurlar içeren rock müziğin daha çok kitleye yayılabilmesi açısından kullanılmış bir konsept akustik. Bir süre sonra daha yeni konseptler ortaya çıkar diye tahmin ediyorum.
Redd softcore konseptiyle geçtiğimiz günlerde İstanbul’da bir konser verdiniz. Peki bu sadece İstanbul’a özel bir şey miydi yoksa diğer illerde de softcore konserleri olacak mı? Gecenin Fişi Yok DVD albümü gibi Redd Softcore’un da bir DVD si olacak mı?
Softcore sadece akustik olması bakımından değil başka özellikleriyle de farklı bir konserdi. Sahne tasarımı hatta sahne anlayışı demek daha doğru, seyirciyle muhabbetimiz, gösterdiğimiz fotoğraflar da başka bir hava kattı. Başka şehirlere taşımak istiyoruz elbette. Her konserde değişecektir Softcore, farklı haller alabilir. Şimdilik bir DVD planı yok.

21’ birde sizden dinleyelim. Albümü oluştururken nasıl bir süreç izlediniz, şarkıların ortaya çıkma süreci, demolar şarkı sözleri, kayıtlar vs.?
Bunları kısaca anlatmak oldukça zor ama güzel olan tüm bu süreci bizim de web sayfamızda bir blogla kayıtlı hale getirmiş olmamız. www.redd.com.tr’den tüm süreci geriye dönük olarak da takip edebilirsiniz. 1 yılı bulan uzun ve yorucu bir süreçti. Türkiye’de bugüne kadar bir albüme daha fazla emek harcandığını pek sanmıyorum.
Ne tür müzikleri dinlemekten hoşlanırsınız? Kimleri dinler ve konserlerine gidersiniz?
Birçok şey dinliyorum, dönem dönem de değişiyorlar. Bu sıralar favorim Keane. Klasik müzik de çok dinliyorum bu aralar. Bach özellikle de. Bob Dylan ve Clapton konserlerine gideceğim sanırım.
Bir konuşmanızda “herhalde en zor askerlik süreci benimdi” demiştiniz. Neydi bu zorluklar? Müzikten bir süre ayrı kalmak size nasıl artıları veya eksileri oldu?
Koşulları zor sayılabilcek bir askerlik yaptım. Gittikten 1 ay sonra asker eğitmeye başladım. Çok yorucu ve yıpratıcı bir süreç oldu benim için. Müzikten ayrı kalmanın yarattığı açlık dışında bir faydası olmadı. Çok özlemiştim, benim için ne kadar kıymetli ve önemli birşey olduğunu farkettim tekrar.
Gitaristler genelde solo atarken “çok uzaklara gidiyorum, kendi hayatımdan kesitleri düşünüyorum” gibi şeyler söylerler. Siz ne hissediyorsunuz o anlarda?
Birşeyler düşünürsem o performans birşeye benzemez zaten. Bir trans hali o, kelimelerle düşünmeyi bırakıp dinlemek lazım.
Öğrencilik yıllarında bir rockstar olmayı hayal ettiniz mi? Zira mimarlık okumuşsunuz.
Mimarlık okumaya biraz geç başladım. Okula girdiğimde müzik zaten çok uzun süredir hayatımda vardı, hatta ondan para kazanır da olmuştum. O yüzden mimarlık pek yarışamadı müzikle. ortaokul yıllarından beri müzisyen olma hayali kurdum, etrafta pek örnek olmadığı için pek de mümkün değilmiş gibi gelirdi. sonra sular kendiliğinden o tarafa doğru aktı.
Peki okuduğunuz bölümün müziğinize bir etkisi oldu mu?
Çok oldu hem de. Daha önce dediğim gibi sanatsal eylemin zeminleri bunlar. Farketmez hangisini yaptığınız. Müzik veya mimarlık veya resim önemi yok. Mimarlığa dair öğrendiğim herşey müzikte karşılığını buldu. Daha ilk senelerde mimarlığa göre daha olgun olan müzikal tavrım mimarlıkta da karşılığını yarattı.
Önümüzdeki yıllarda bir solo albüm planınız var mı?
Şimdilik öyle bir planım yok.
Keyifli sohbet için çok teşekkür ederim…
Ben de teşekkür ederim.


berkeee!
ilk defa berke’nin tek röportajını görüyorum bayıldım harika olmuş
Yaptığı her işte anlam olan gruptur. hepsi çok başarılı.
Redd hayatımın grubu!
cok hos sohbet olmus. internette berke ile yapılmış çok fazla roportaj yoktu iyi oldu bu.